Sosyal medyada markalar hakkındaki konuşmaların şirketlerin faaliyet yılı ve çalışan sayısı ile orantılı olduğununa dair bir kanı bulunuyor. Uzun yıllardır faaliyet gösteren, yıllık ciroları ile ülkedeki en önemli firmalar arasında yer alan, çok sayıda tesisi ve çalışanı olan markaların her zaman sosyal medyada çok konuşulacağı algısı oldukça yanlış. Bazen sektöre yeni girmiş bir firma hakkında, 50 yıllık bir firmadan çok daha fazla paylaşım vardır. Aslında şirketin karlılığıyla sosyal medyada aldığı etkileşim arasında hiç ilişki bulunmuyor.

Markaların konuşulma durumlarını, markaların 3 özelliğine göre inceleyebiliriz. Bu özellikler markanın içinde bulunduğu sektör, verdiği hizmet tipi ve kurumsal yapısıdır. Bu özellikler markaların konuşulma sayılarını doğrudan etkilerler.

Markanın Sektörü

Sosyal medyada markalar hakkındaki konuşmalar, sektörün rekabet durumu, yenilik ihtiyacı ve insanlarda yarattığı gizlilik duygusuna göre değişiklik gösterir.

Sürekli Rekabet Olan Sektörler

Rekabetin yüksek olduğu sektörlerde markalar birbirlerini sürekli yenilik yapmaya zorlarlar. Rakip markanın yaptığı yeniliği siz de yapmak zorundasınız. Bu da konuşulacak bir şeyler ürettiğiniz anlamına gelir. Bu yenilikler birbirini tetikledikçe ürünler benzerleşir. Benzer ürünlerde de fark yaratan nokta reklamlar olmaya başlar. Bu noktaya gelindiğinde de üründe yapılan iyileştirmelerin yerini ufak değişiklikler ve ağırlık verilen reklam kampanyaları alır. Markalar bir şeyler üretmedikleri, tüketicilerine yeni bir şeyler sunmadıklarında yarışın gerisinde kalırlar. Böylece de o çok konuştuğumuz reklamlar ortaya çıkar.

Bu yarışın en net görüldüğü sektör olarak gsm sektörünü verebiliriz. Reklamlar ve kampanyalar konusunda birbiriyle yarışan gsm firmaları, her gün tüketicileri için konuşulacak yeni bir konu ortaya koyabiliyor.

Yeniliğin Az Olduğu Sektörler

Bazı sektörlerdeki ürünler sadece ihtiyaç duyulduğu için satın alınırlar. Tüketici o ürünü satın alırken yeniliğine ya da reklamına diğer sektörlerdeki ürünlerde olduğu kadar odaklanmaz. Sadece ihtiyacını karşılayıp karşılamadığıyla ilgilenir. O nedenle reklamlarda pek defter/kalem, ampul, şemsiye gibi ürünlerin reklamlarını görmeyiz. Bu tarz ürünlerde ihtiyaç o kadar nettir ki yapılacak yenilikler kendini ön plana çıkaramaz. Dolayısıyla, bu tarz bir sektördeyseniz, markanızın büyüklüğü ürünlerinizin çok konuşulacağı anlamına gelmez.

Özel Ürünler

Ped, kondom gibi özel ürünler için markalar ne kadar reklam yaparsalar yapsınlar, tüketiciler kullandıkları özel ürünler hakkında konuşmaktan hoşlanmazlar. Bir kondom markasının yayınladığı reklam ne kadar ilgi çekici olursa olsun tüketici konuşmaları arkadaş arasında kalacak, sosyal mecralara taşınmayacaktır. Bunun yanı sıra tüketiciler bu tür ürünlerle ilgili şikayetlerini, memnuniyetlerini yine sosyal mecralar aracılığıyla paylaşmayacaklardır. Bu nokrada tek yapabileceğiniz, sosyal mecralarda ürünlerinizle ilgili şikayet ve beğenileri toplamak yerine, bu mecralarda insanların paylaşmaktan utanmayacakları, zekice, eğlencelik içerikler üreterek konuşulmayı kabul etmek.

Markanın Hizmet Tipi

Sosyal medyada markaların konuşulma rakamlarını etkileyen bir diğer etken markanın sunduğu hizmet tipidir. Bu noktada markanın hangi müşteriye hizmet verdiği çok önemlidir.

B2C için konuşulma rakamlarını etkileyen faktör markanın içinde bulunduğu sektörken, B2B’ye baktığımızda durum farklılaşıyor. B2B’de müşteri markalar olduğundan öncelikli olarak müşteri sayısı dolayısıyla da konuşma sayısı azalıyor. Bunun yanı sıra markaların iş ortakları hakkında sosyal mecralarda yorum yapmasına pek rastlanmaz. Bu nedenle B2B’deki markalar hakkında sosyal mecralarda rastlanan konuşma sayısı çok az olacaktır.

Markaların Kurumsal Yapıları

Markanın konuşulma rakamlarını, en az markanın sektörü ve hizmet tipi kadar etkileyen diğer bir özelliği de markanın kurumsal yapısıdır.

Köklü Holdingler

Bazı köklü holdingler çok konuşulmak istemezler. Bu markalar yılların getirdiği birikim ve tecrübeyle ayaktadır ve bu köklü marka adıyla yollarını devam ettirirler. Çok ses getiren reklam kampanyaları yapmaktan kaçınırlar. Yeniliklere çok açık değillerdir ve yıllardır sundukları ürünler ve hizmetlerde sadece ufak değişiklikler yaparlar. Bu da konuşulacak çok fazla konu sunmadıklarını gösterir. Bu köklü holdinglere ait markalar, pazardaki varlıklarını, bu holdinglerin yıllardır varolan adı ve az konuşulmasının birlikte yarattığı güven ve kalite duygusu sayesinde sürdürürler.

Risk Sevmeyen Markalar

Bu konuşulmak istemeyen köklü holdinglerin dışında bir de risk almayı sevmeyen markalar var. Bu markalar için yenilik büyük bir belirsizliktir. Yapılan reklam kampanyası ya tutmazsa, ya beğenilmezse korkusuyla yaşarlar ve korku sebebiyle yaptıkları yenilikler, reklam kampanyaları çok az sayıda olmakla birlikte herkesin isteklerinin bir bütünü, orta yol bulunmuş bir kampanya olur. Belirli bir grubun çok beğeneceği bir yenilik ya da kampanya diğer bir grubun tepkisini alma ihtimali sebebiyle uygulamaya geçirilmez. Eleştirilme korkusu bu markaların pozitif ya da negatif bir şekilde konuşulacak herhangi bir şey üretmelerinin önündeki engeldir. Bu markalar fırtınasız denizlerde kıyıda dolaşmanın marka için en güvenilir yol olduğunu düşünür ve engin denizlerin heyecanını hiçbir zaman fark edemezler.